Geçtiğimiz hafta Kobane Davası’nda tahliye olan Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel ve Ayla Akat Ata Amed’de halkla bir araya geldi
Kobane Davası’nda tahliye olan Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel ve Ayla Akat Ata, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Parti (DEM Parti) Amed il binasında halk ile bir araya geldi.
Halk buluşması için memleketi Meletî’den gelen Tuncel’i Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, DEM Parti Amed milletvekillerinin de olduğu kitle kent girişinde bir petrolde karşıladı.
İl binasında bir araya gelen Kışanak, Tuncel ve Akat burada kısa birer konuşma yaptı.
Aklımız geride bıraktığımız arkadaşlarımızda
İlk olarak konuşan Amed Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gultan Kışanak, Amed’de hep beraber olmanın güzel olduğunu dile getirerek, “Burada 3 arkadaşız ama aklımız, yüreğimiz, duygularımız halen siyasi rehine olan arkadaşlarımızda. Aklımız cezaevlerinde siyasi sorunların yüklerini omuzlayan gencecik insanlarda, siyasi tutsaklarda. Bugün eksiğiz ama inanıyorum ki hep beraber önümüzdeki süreci daha güçlü karşılayıp bu beraberliği buluşturacağız” dedi.
Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı, Alp, Dilek, Günay hepsini alacağız
Son 8 yılda birçok haksızlık ve hukuksuzluk yapıldığını dile getiren Kışanak şunları söyledi: “Bu sürecin artık gelinen aşamada taşınamadığının herkesin farkında olduğunu biliyoruz. Bize söyletmedikleri hakikati eminim kendileri de biliyorlar. Çöktürme stratejisinin, bu hukuksuzlukların, kötülüklerin, bu zulmü bu yanlış stratejiyi çökerttiğinin sicilidir. Bu böyle yürümüyor. Bugün kamuoyuna belki konuşmuyorlar ama bu ülkenin ekonomik olarak geleceğe açılabilmesi, uluslararası itibarını koruyabilmesi, ülke içinde demokrasinin yeniden inşa edilmesi için bu politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini biliyorlar. ‘Kürt sorununda barış siyasetinin arifesindeyiz’ diye düşünüyorum. Bunun yolunun açılacağını, bununda bizlerin, sizlerin hakikatin peşinde koşanların başarısı olacağını biliyorum. Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı, Alp, Dilek, Günay hepsini alacağız, hepsi yanımızda olacak. Demokratik bir geleceği inşa etmek için cezaevlerinin kapıları tümden açılacak.”
İmralı tecridi her yerde
Ülkenin siyasi sorunlarının cezaevleriyle değil doğru yol ve yöntemlerle çözülebileceğinin altını çizen Kışanak, “30 yıldır cezaevinde olan ve halen tahliye olamayanlar var, haksız hukuksuz yargılamalar sonucunda verilen kararlar nedeniyle tahliye olmayan arkadaşlarımız var. Tecrit giderek, ağırlaştırılıyor. Bu tecrit siyasetinin önemli merkezlerinin biri de İmralı’dır. İmralı’da kurdukları tecrit sistemini ülkenin her yerinde bir şekilde ördüler. Sorunlarımız çözmek için her birimiz kendi aklımızı, beceri ve yeteneğimizi bir araya getirip bu ülkenin ortak iyiliği için yol yürüyeceğimize inanıyorum” diye konuştu.
Genç yoldaşlarla yürümek istiyorum
“Kürt sorunun barışçıl, demokratik çözümü artık kapıya dayanmıştır” diyen Kışanak, “Bu tecrit ve izolasyon politikalarını yavaş yavaş kırmaya başladık. Halkın demokratik halklarını kullandığı, çözüm önerilerini tartıştığı süreci yaşayacağız. Genç yoldaşlarımızla bu yolu öreceğimize inanıyoruz. Biz yaş alamayan gençler olarak genç yoldaşlarımızla yürümek istiyorum. Genç yoldaşları da bizlerle buluşmaya davet ediyorum. Cezaevinde tutsak olan tüm arkadaşlarımızı sevgiyle selamlıyorum. Bu kapıları hep beraber açacağız” şeklinde konuştu.
Dayanışma cezalandırıldı
Ardından konuşan Sebahat Tuncel de “Jin, jiyan azadî” sloganlarıyla uğurlandıklarını ve cezaevinden tutsakların selamlarını getirdiklerini kaydetti. Tahliye olmalarına rağmen gerçek bir özgürlükten bahsetmenin mümkün olmadığını ifade eden Tuncel , “Kürt sorununun, kadın, ekolojik özgürlüğü çözdüğümüzde gerçek anlamda özgür olabiliriz. Bu tahliye bu nedenle özgürlük ifade etmiyor.Kobanê kumpas davasında yapılmak isteneni teşhir etmeye çalışıyoruz. Mahkeme kararı bir kez daha dayanışmayı cezalandırdı. AKP-MHP-Ergenekon DAİŞ’e karşı sosyalistleri, Kürtleri, cezalandırdı. Bu sonucu tanımıyoruz. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’yi korku cumhuriyetine dönüştürdüler
Cezaevlerindeki dayanışmanın dahi cezalandırıldığına dikkat çeken Tuncel, “Özgürlük haktır ve bunun bir gün daha elimizden alınması suçtur. İnfazı bittiği halde cezaevinde tutulan yüzlerce arkadaşımız var. Türkiye’yi korku cumhuriyetine dönüştürdüler. Biz bunu demokratik cumhuriyete dönüştürmeliyiz. Kürt halkına demokrasi güçlerine, kadınlara karşı örgütlü kötülük var. Bizler örgütlü iyiliği yaymalıyız” diye konuştu.
Barışın yolu İmralı’dan geçiyor
Tecridin dünyanın her yerinde insanlık suçu olduğuna dikkat çeken Tuncel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan şahsında bütün Türkiye halkları ve Kürt halkı karanlığa mahkûm ediliyor. Türkiye’nin barışı, demokrasisi ve özgürlüğü oraya kilitlenmiş. Oradaki uygulamalar her yere yayılmıştır. Sayın Öcalan üzerindeki ağır tecridin kaldırılması yeni bir yol açısından önemli. Televizyonda Newroz’u da izledik herkes barış istiyor. Barışın yolu İmralı’dan geçiyor. İmralı tecridi sistemini yıkmaktan geçiyor. Biri Gezi biri Kobanê davası var. İkisinin de gerçekleştiği süreç aynı süreç. Biri Türkiye biri Kurdistan cephesinde. Bu ikisinin kardeşliğini birleştirmek hepimize kazandıracaktır. Bu iki dava Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Osman Kavala meselesi değil. Bu Gezi ve Kobanê kardeşliğini geliştirmek gerekiyor. Bu ülkeyi birlikte barışa, demokrasiye ulaştırmış oluruz.”
AKP en zayıf halini yaşıyor
“Çöktürme Planı”na değinen Tuncel, “Geldiğimiz 2024’te AKP’nin bu politikası başarısızlığa uğradı. Çünkü Kürtler, sandıkta, sokakta, mahkeme salonlarında direndi. Barış herkesin talebi ise bunu birlikte inşa edeceğiz. Türkiye’yi bu kadar karanlığa sürdüler. Bugün AKP en zayıf halini yaşıyor. Haritanın renginin değişmesi, ülkedeki adalet, barış talebidir. Bunu hep birlikte örgütlemeliyiz. Türkiye’deki demokrasi güçlerinin, aydınlar, kadınlar, ekoloji hareketi ve bu sistemin yok saydığı, baskı uyguladığı herkesin yan yana gelmesi gerekiyor” dedi.
Sesimizi yükselteceğiz
Son olarak konuşan Ayla Akat Ata da, “Sayın Öcalan avukatları ailesi ile görüştürülmüyor. ‘Bu uygulamalarla barış esaret altında tutuluyor’ dedik ve bu kararı cezaevindeki mahpuslar olarak aldık. Bizzat eylemlerde, alanlarda buluşarak, sesimizi dayanışmak noktasında yükselteceğiz” dedi.
Demokrasinin mücadelesini vereceğiz
Kobanê Davası şahsında demokratik çözümün yargılandığını ifade den Ata, “Biz iktidarda kim varsa Türkiye halkları kime yetki verirse onları demokratik çözüme götürecek gücüz. Biz, bize yetki veren halkların sözcüleri olarak çözümün, barışın, demokratik çözümün mücadelesini vereceğiz. İnanıyorum ki bu aradan geçen 9 yıllık zaman süreci birilerini düşünmesi için fazlasıyla zaman verdi” dedi.
Ata son olarak şunları dile getirdi: “Demokrasi olmadan ekonominin, şiddetin hiçbir alanında düzelme olamayacağını göstermiştir. ‘Kürdüm, Kurdistanlıyım, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ı baş müzakerecisi olarak görüyorum. Kürt kadın hareketi durmuyor, duraklamıyor. O duraklamadığı sürece de o düşünce hep canlı kalıyor.’ Biz keşke 5 cümleyi günlerce anlatmak zorunda kalmasaydık. Türkiyeli bir Kürt olarak anayasal anlamda bu kabul edilmiyorsa, ‘hala Kurdistan, demokratik çözüm’ dediğimiz için yargılanıyorsak, ‘beni var eden Kürt kadın hareketi vardır, en dinamik güçtür’ dediğimizde yargılanacaksak da biz varız. Benden önce alınmış bırakılmış arkadaşlarımız var. Bu sürece, bu yanlışa son vermek bizim boynumuzun borcudur. “dedi.
Açıklama “Jin jiyan azadi”, “Biji berxwedana zindana” sloganlarıyla son buldu.
Halise Aksoy da ziyarete geldi
Tahliye olan siyasetçileri ziyaret edenler arasında kendisi de yakın dönemde tahliye olan ve oğlu Agit İpek’in cenazesi kutu içinde teslim edilen Halise Aksoy da yer aldı.
Siyasetçiler gün içinde il binasında yurttaşlarla bir araya gelmeye devam edecek.
Kaynak: JINNEWS