Ragıp Zarakolu
Başbakan atak yapar da büyükelçi geri kalır mı?
İsveç parlamentosu üyesi Amine (Emine) Kakabaveh’nin Türkiye’ye iadesini talep etmiş.
Yakında Dışişleri bakanlığına terfi ederse şaşırmam. Çavuşoğlu’nun koltuğu tehlikede bu ataktan sonra. Çavuşoğlu’nun kadın İsveç Dışişleri Bakanı’nı sözel tacizi bir sorun değil elbette lumpen/ maço iktidar açısından. Ama bu atağı ile ödüllendirilebilir sayın diplomat.
Başkana göre Kürt demek terörist demek olunca, buna büyükelçinin de uyum sağlaması doğal. İsveç birçok Rus diplomatını sınır dışı etti. Burunlarını hadleri olmayan işlere soktukları için. Umarım bu bizimkinin başına gelmez.
Şu andaki İsveç koalisyon hükümeti, Amine Kakabaveh’nin tek oyu sayesinde kurulabildi.
Amine Kakabaveh’nin bu arada, bir NATO karşıtı olduğunu ekleyelim.
Bizimkiler anlaşılan Amine Kakabaveh’yi Türkiye Kürdü sanıyor. Diyelim ki istenmesi söz konusu. Siz değil İran İslam Cumhuriyeti isteyebilir onu. Bildiğim kadarı ile böyle bir istemi yok onların bile. Zaten İran’ın Kürdistan diye vilayeti bile var.
Ya da onu HDP milletvekili sandılar! Demirtaş ve Kışanak’ın yanına koyacaklar! Akılları sıra.
En iyisi yakında Türkçesi de çıkacak olan, “Amineh-inte större än en kalasjnikov Från peshmerga till riksdagsledamot” ( Amineh-Kalaşnikov Bounda/ Peşmergelikten Parlamentoya, Ordfront Förlag 2016) adlı anılarını okumak .
Kakabaveh Sol Parti’den, Müslüman kadınların durumuna ilişkin şeriatı bir anlamda meşrulaştıran yaklaşım nedeniyle ayrıldı. Göçmen yörelerinde oy kaybetmeme gerekçesi ile netameli konulara girmekten kaçınıyordu Sol Parti.
Kakabaveh’nin 19 yaşında gerilla olduğu doğru, İran İslam Cumhuriyeti’nin 1979 kanlı saldırısı sırasında direnişin bir parçası olmaktı bu.
Komola, İran’da Şahlık rejimine karşı bir direniş hareketi idi. Daha sonra Molla rejimine karşı direniş hareketine dönüştü.
Mandela’nın Güney Afrika’daki siyasi partisi ANC gibi bu parti de ABD tarafından terörist örgüt olarak kabul edilmiyor. Washington’da ofisi var. Komola’yı terörist olarak kabul eden iki ülke var: İran ve Japonya. Garibim Japonya. Kahrolası Petrol.
Bianet, Amine Kakabeveh ile İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusunda, sıcağı sıcağına, “NATO hiçbir zaman dünyaya güvenlik getirmedi” başlıklı bir röportaj yaptı. Gerçek gazetecilik örneği sergileyen Bianet’i kutlarım.
Kakabaveh’e göre, Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı çıkmasının sebeplerinden biri de Erdoğan’ın Türkiye’de eskisi kadar “popüler” olmaması ve kendi ülkesinde kaybettiği popülerliği uluslararası arenada geri kazanmak istiyor olması.
“Ben Amineh olarak kendi deneyimimden söz ediyorum. Biz Kürtler olarak Türkiye, İran ve diğer ülkeler tarafından baskıya ve saldırıya uğradık; savaşı deneyimledik. Bu ülkede (İsveç) mülteciler var. Bu sebeple diğer pek çokları gibi ben de savaşa ve NATO’ya karşıyım. Biz milletvekilleri olarak İsveç’in 200 yıllık barış ve ittifaklardan azade olma durumunu değiştirmesine onay vermedik. İsveç çok uzun süredir herhangi bir ittifakın içinde yer almıyor; ittifaklardan azade olması önemli bir durum. İsveç NATO’ya üye olursa bu çok büyük bir hata olacaktır.”*
Bu arada Türkiye 7 yıl önce yaşamını yitiren Doktor Sıraç Bilgin’in de İsveç’ten iadesini istedi. Kendisi “Barzani” biyografisinin yazarı. (Fırat Yayınları 1992). Bu kitabın yasaklandığını da ekleyelim.
TC Hükümeti 2017 yılında Irak Kürdistan’ında yapılan kendi kaderini tayin etme referandumunu kınadı ve sonucunu reddetti.
Bu da TC’nin sınırları dışında da Kürtlerin hak kullanımına karşı ve Arap ve Fars milliyetçiliği ile ittifak içinde olduğunun bir kanıtı.
*https://m.bianet.org/bianet/militarizm/262057-nato-hicbir-zaman-dunyaya-guvenlik-getirmedi